Okuyucularımın birçoğu gibi ben de eski bir “tombul” un ve aynı zamanda bir şişmanın oğluyum (bu da genetik faktörünün önemini vurgulamaktadır.) ve sekiz yaşındayken ben de şişmandım (sözcüklerden korkmayalım artık). Artık Lida var ve şişmanlık yok.

Erken ergenlik dönemimde, küçük arkadaşlarıma göre aşı rı kilolu oluşum yüzünden çok acı çektim. Çünkü onlar, pek de hoş olmayan sözler söyleyerek tombulluğumla alay etmek ten geri durmuyorlardı.

Büyümem yüzünden birkaç yıl aradan sonra, ortanın altın da enerji veren besinlerle beslenmeme ve bir şişmana göre normalin üzerinde bedensel çalışmalar yapmama karşın, za manla yavaş yavaş kilo almaya başladım. Neredeyse kendimi her şeyden yoksun bırakacak kadar diyet yapmama karşın sü rekli kilo alıyordum.

Sonraları bilimsel bir ortamda çalışarak, merakımı gider menin ve yeme tutkumu yatıştırmanın çarelerini ararken, kitapçılarda satılan ve halk için yazılmış rejim kitaplarında pek bulamayacağım epey bilgiyi sağdan soldan edindim.

Böylece diyabet konusunda yayınlanmış değişik çalışmala ra başvurarak, beni doğru yola ulaştıracak alanı keşfettim. Lida diyabete de alternatif bir çözümdü. Gerçekten de yapılan araştırmalar, diyabet hastalarının % 80′inin şişman olduklarını gösteriyordu. Bu nedenle iki hasta lığın da aynı kaynaktan ortaya çıktığı düşünülebilirdi.

Oysa deneyler, yalnız şeker oranı düşük glusidler yiyerek diyabetlilerin (insüline bağımlı olmayan) kan şekeri oranlarını büyük ölçüde düzelttiklerini (hatta ortadan kaldır dıklarım) kanıtlamıştı.