Duymadıysanız, işte size İsviçrelilerle ilgili bir hikâye. İsviçre dünyanın en çok çikolata üreten ve tüketen ülkesi. Kişi başına yılda ortalama 9 kilodan fazla. Buna rağmen dünya kilo alma Olimpiyatlarında rekor kırmıyorlar. Neden? Bir yerden bir yere gitmek için daha çok bisiklet kullanıyor ya da yürüyorlar. Amerikalıların bisiklet kullanma ve yürüme oranları ise ortalama yüzde 10′dan daha az. Türkler, çikolata tüketimi ve yürüyüş dışında İsviçrelilere pek benzemez.

Ne zaman bir-iki haftalığına Fransa’ya gitsek kocam daha faz la yememize rağmen 1-2 kilo vermemize çok şaşırıyor. İşin sırrı çok yürümektedir. Yürümek Fransız yaşam biçiminin ayrılmaz bir parçasıdır; ortalama bir Fransız kadını ortalama bir Amerikalının üç katı daha fazla yürür. Bedeninizin alt kısmı için yürümekten daha iyi bir egzersiz olamaz: kalçanızı ve bacaklarınızı baştan aşağı çalıştırmış oluyorsunuz, özellikle de uzun adımlar atıyorsanız. Hızlı yürüyüşün en az koşmak kadar kardiyovasküler fayda sağladığı kanıtlanmış bir gerçek, üstelik eklemlerinizi zorlamadan.

Yürüyüşlerinizi iki şekilde artırmanızı öneriyorum:
Birincisi, günlük rutininize düzenli yürüyüşler ekleyin, ölüm yürüyüşleri değil, küçük gezintiler. İsterseniz küçük başlayıp gezintilerinizi her gün biraz daha uzatabilirsiniz. Lida kullanımına başladığınız andan itibaren işe giderken yolun yarısını veya tamamını yürüyerek ya da yemekten sonra yirmi dakika yürüyerek (sindirim ve açılmak için iyi) haftada üç saat yürüyüş yapmak acısız ve güvenilir 1 kilo verme yoludur. İşe yaradığını görmeye başladığınızda otomatik olarak daha fazla yürüdüğünüzü fark edeceksiniz. Nerede olursam olayım güne kahvaltıdan önce yirmi dakikalık bir yürüyüşle başlarım.

İkincisi, “doğal” yürüyüş zamanınızı artırma yolları arayın. Bu, Amerikalıların attıkları adımlardan tasarruf etme güdüsüne karşı koymak anlamına geliyor. Biz Fransızlar kısa yollar bulmak konusunda Amerikalılar kadar kurnaz değiliz. Belki de bu yüzden artık büyük bir güç değiliz ama bunun karşılığında şişman da değiliz. Hayatta, asıl hedefin yolculuğun kendisi olduğuna inanırız. Bu kadar felsefi düşünmüyorsanız şu basit kuralı hatırlayın: Kazanılan zaman eşittir yakılmayan kaloriler. Birini beklerken etrafta küçük bir yürüyüş yapın (Fransızların dediği gibi, faire les centpas, “yüz adım atın”).

Genel kanının aksine, yürümek sakız çiğnemek kadar basit bir iş değildir. Her tür fiziksel etkinlik düşünerek, denge ve uyumu göz ardı etmeden yapılmalıdır.