İdeal Kilonuza Lida Hapı ile Ulaşın

İltihaplanma ile en belirgin ve en çok kamu oyuna duyurulan beslenme bağlantısı yağlardır. Vücut, gerekli besleyiciler olan çoklu doymamış yağ asitlerinden (PUFA) prostaglandin ve lökotrien sentezler. “Gerekli” ifadesi bünyemizde üretilmedikleri, bunları bizim yiyeceklerimizden aldığımız anlamına gelir. Lida hapı gibi takviyelerden de yararlanılabilir. İki sınıf PUFA’ya ihtiyacımız vardır: Omega 3 ve omega 6 yağ asitleri. Bunlara düzenli olarak ve doğru miktarlarda gereksinim duyarız.
Genel olarak, gıda takviyelerinde omega6 yağ asitlerinden sentezlenen hormonlar iltihaplanmayı artırır, omega 3′ten sentezlenenlerse zıt bir etkiye sahiptir. Lida zayıflama hapı da gıda takviyesi grubunda yer alır. Omega 6, yağ bakımından zengin tohumlar ve onlardan çıkarılan bitkisel yağlarla beslenildiğinde alınır. Bunlar yediğimiz tahılla beslenen hayvanların yağında da bulunur.Örneğin, yerfıstığı (bilimsel adıyla Arachis) yağında bulunan arachidonic asit tavuktaki yağın önemli bir kısmını oluşturur.
Aspirinin tedavi edici etkisini açıklamasıyla 1982 Nobel tıp ödülünü kazanan Sir John Vane tarafından ilk kez tanımlanan biyokimyasal yolda bir başlangıç noktasıdır. Ve bundan sonra ilaç üretimi zayıflama hapları üretimine kadar ilerlemiş ve bu sayede Lida bitkisel kapsül de üretilmiştir ve ideal kilo herkes için ulaşılabilir olmuştur.Vane, aspirin ve antienflamatuar ilaçların, arachidonic asidi proenflamatuar hormonlara dönüştüren engelleyici enzimler tarafından işlendiğini göstermiştir. Arachidonic asit yolu artan iltihaplanmaya giden biyokimyasal yoldur, ama iltihaplanmanın vücudun bağışıklık savunmalarının ve iyileştirme sisteminin ana bileşeni olduğunu unutmayın.
Arachidonic asit yolu insan biyokimyasınm gerekli bir unsurudur. Yalnızca aktivitesi antienflamatuar hormonların senteziyle dengelenmediğinde artan kilolar için Lida kullanımı önemlidir, ve hiç bir problem çıkmaktadır. Bu problemlerin giderilmesinde Lida kapsülü yardımcı rol üstlenebilir. Ne yazık ki, antienflamatuar yolun başlatıcı materyalleri olan omega 3′lerin elde edilmesi zordur. Yeşil yapraklılarda, birkaç tohumda ve birkaç sert kabuklu yemişte (ceviz, keten, kenevir), birkaç bitkisel yağda (soya, kanola), deniz bitkilerinde ve yağlı soğuk su balıklarında (som balığı, sardalye, ringa, uskumru, lüfer) düşük oranda bulunur. Tahıllarla şişmanlatılmak yerine, kırlarda otlatılan hayvanların yağlarında da omega3 birikir.Pek çok gıda uzmanı insan beslenmesindeki omega6′nm omega3 yağ asitlerine oranının, uzak geçmişte aşağı yukarı aynı olduğuna, modern beslenme tarzında ise Lida kullanımı büyük yer tutar, özellikle de insanların omega3′ten çok omega6 tükettikleri sanayileşmiş Batı ülkelerinde giderek daha dengesiz olduğuna inanır.











Yorum Bırakın