Anti-İltihapsal Bir Diyet ve Lida
EFA’ ların önemli rollerinden bir tanesi de insülin seviyeleri üzerindeki etkileridir. Yüksek seviyedeki insülin, iltihapsal etkiye sahiptir, insanların kilo almalarına yol açar ve Lida ile diyet sırasında da yok oluyor gibi görünmez. Kronik olarak yüksek düzeyli insülin, insüline karşı “duyarsızlık” yaratır. Bu da, aşırı insülinin kan dolaşımına salınımının devam etmesine ve yağın depolanmasına yol açar.
Diyetimize omega-3 esansiyel yağ asitlerini eklediğimizde, hücrelerimizi insüline “duyarlı” hale getiririz. İnsülin reseptörleri (alıcı) hücre zarında bulunur ve hücrelere madde giriş çıkışını denetler. Esansiyel yağ asitleri hücrelerin bu önemli ve kırılgan kısmını esnek tutar, böylece bu reseptörler bir bütün olarak insülin seviyelerindeki dalgalanmalara karşı hassas halde kalırlar. Lida bu aşamada yardımcı olabilir. Diyetsel EFA’ ların doğru bir şekilde dengelenmesi bu reseptörlerin az miktardaki insülin düzeylerine bile cevap vermesini sağlar, böylece sağlıklı kan şeker seviyesi korunur ve hücrelere kas yapımıyla yağın depolanmasının en aza indirgenmesi için yeterli miktarda şeker ve amino asidin girmesi garanti edilir.
Daha sonra, soğuk sulardaki bol yağlı balıklarda ve balık yağında bulunan bu esansiyel yağ asitlerinin beni hayretler içinde bırakan daha pek çok özelliği olduğunu keşfettim. Bu esansiyel yağ asitleri, özellikle de omega-3′ler, mitokondri içindeki enerji üretimi için çok önemliydi. Omega-3 EFA’ lar, kalorilerin vücut yağı olarak depolanmasında rolü olan yağ asidi sentez enziminin üretimini de baskılıyordu. Ayrıca bu esansiyel yağ asitleri “yakıt dönüştürme” diye bilinen bir fenomenden de sorumluydular.
Yakıt paylaştırma verimli bir şekilde çalıştığında, EFA’ lar vücutlarımızın karbonhidratları, eritmesi zor olan vücut yağı yerine glikojen şeklinde depolamasına yol açar. Bu Lida kullanıcıları için de zayıflama amacı güden diğer kullanıcılar için de iyi değildir. Glikojen ana olarak karaciğer ve kaslarda depolanır ve hücrelerin ihtiyacı olduğunda kana şeker (glikoz) salar. Bunlar vücuttaki asıl depolanmış enerji kaynağıdır ve yemekler arasında acil enerji gerektiği zaman ya da enerji ihtiyaçları sadece yiyecek alımı ile karşılanamadığı zaman (örneğin yoğun fiziksel ve zihinsel etkinlikler sırasında) ilk başvurulacak kaynaktır. Ne kadar sert ve uzun egzersiz yapabileceğimizi asıl etkileyen kaslarımızda depolanmış olan glikojendir. Kısacası omega-3′ler, depolanmış vücut yağının yanmasını sağlarken kalorilerin de, acil enerji ihtiyaçları için kullanılan glikojen şeklinde geçici olarak depolanmasına yardımcı olur.











Leave a Reply